MASALLAR ÇOCUKLUĞUMUZUN BİR PARÇASI – Afyon Hisar Gazetesi

MASALLAR ÇOCUKLUĞUMUZUN BİR PARÇASI – Afyon Hisar Gazetesi

Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallarımızda küçükken de anne ve babamız bize neden masal okurlardı merak ettiniz mi hiç? Çünkü inanın masallar çocukların hayal gücü ve yaratıcılıkları üzerinde çok büyük etki etmektedir. yetişkinken bile hikâyeler de ki karakterlerden öğrendiklerinizi düşünün. Çünkü okurken ve dinlerken karakterlerle hayatımızı, hayallerimizi, hayal kırıklıklarınızı Unutmayın, masallar çocukların hayatlarında onların yollarını aydınlatan birer eğlence haline gelmiştir.Masallar Çocuklara bu hayatta kötü şeylerinde olabileceğini ve herkesin başına   gelebileceğini anlatır.  Bu hayatta kimse zorluklarla karşılaşmamanın bir garanti yolunu bulamıyor. Bu sebeple çocukları duygusal olarak hazırlamalıyız. Onların duygusal düşüncelerini güçlendirmeli, zor zamanlarında kolay asılabilecekleri bir dal, kendilerini koruyabilecekleri duygusal sığınaklar oluşturmalarına yardımcı olmalıyız. Eğer onları en ufak zorlukta kollarınızın altına alıyor, kendi hayal kırıklıklarıyla baş edebilmelerine izin vermiyorsanız bu konuda tekrar düşünmek için hala geç değil. Birçok kültürde benzer masallar anlatılır.  Hayatın anlamını hikâyede bir kez daha bulur, iyiliğin kötülük karşısında hep üstün geldiği ve gelmesi gerektiği ümidini bir kez daha içinize işlersiniz. Denizkızı masalını birçoğumuz biliyordur diye düşünüyorum, özellikle Disney denizkızının hayatını bir erkek için feda edişi pekte çocuklarımızın örnek almasını isteyeceğimiz türden olmadığı kesin. Fakat bu masalda kaçırdığımız nokta bu konuyu çocuğunuzla tartışma fırsatını size sunabiliyor olmasıdır. Uygun bulmadığınız masalların ardından konuşarak-tartışarak- çocuğunuzun aklında sorular, cevaplar oluşmasını sağlayarak tamamlayabilir ve çocuklarınıza eleştirel düşünme becerisi kazandırabilirsiniz.  Kısa bir masala vereceğimiz yorumlar düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebilir. Papatya ve arının masalından çıkarmamız gereken ana düşüncede okuyacağımız masalda bahsedilmektedir. Arı ile Papatya Masalı,  Sıcak bir yaz günüydü. Her yer çiçeklerle dolu ve hava mis gibi kokuyordu. Çiçek tarlasının üzerinde arı vız vız diyerek neşeli neşeli uçuyordu. Havada o kadar güzel süzülüyordu ki papatya onu hayranlıkla izledi. Uçmaktan yorulan arı papatyanın yanındaki ağaç dalına konar. Papatya, arı ile konuşmak ister ve seslenir: – Arı kardeş ne kadar güzel uçuyorsun. Oysa benim kanatlarım yok ve ben senin gibi dünyadaki güzellikleri göremiyorum. Sadece etrafımdaki çiçekleri görüyorum. Bir gün beni de alıp gezdirebilir misin? der.
Arı papatyaya kibirli gözlerle bakar ve:
– Ben seni nasıl taşıyayım. Seni asla alıp, taşıyamam. Çabucak yorulurum, Hem ne yapacaksın dünyadaki güzellikleri, diyerek papatyayı götürmek istemez ve uçarak gözden kaybolur. Bu duruma oldukça üzülen papatya günlerce ağlar ve kendisine kibirli davranan arı onu çok üzmüştür. Aslında papatyayı alıp, gezdirebilirdi. Fakat o kibirli davranarak onu küçümsemeyi tercih etti.
Aradan aylar geçti ve havalar yavaş yavaş soğudu. Ağaçlar yaprak döküyor ve çiçekler soluyordu. Fakat papatya halen yapraklarını dökmemişti. O gün havada arıyı uçarken görür ve bal yapmak için çiçek aradığını fark eder. Oysa oradaki solmadan kalan tek çiçek papatya idi. Papatyanın üzerine konmak ister ve papatya arının konmasına izin vermez. Bu duruma oldukça şaşıran arı papatyaya seslenir:
– Neden konmama izin vermiyorsun. Bal yapmam gerek.” der. Papatya aylar önce kendisine kibirli davranan arının yaptıklarını ona hatırlatır. Durumu hatırlayan arı kendine çok kızar ve papatyadan özür diler. Kendisinin kibri yüzünden geri çevirdiği papatyaya, şimdi kendi muhtaç olmuştu. Arının yaptıklarını affeden papatya, arının bal yapmasına izin verir ve bu duruma sevinen arı papatyayı alarak dünyayı gezdirmek için havalanmaya başlarlar.
Masallar, bu dünyada sonu mutlu biten tek şey onlar…

About the Author

Leave a Reply